KANADIM DEĞDİ SEVDAYA
Kanadım değdi sevdaya Kanadım değdi sevdaya Kondum kondum uçamadım Aşk şarabın doya doya Yandım da içemedim Yandım yar içemedim Oy
Kanadım değdi sevdaya Kanadım değdi sevdaya Kondum kondum uçamadım Aşk şarabın doya doya Yandım da içemedim Yandım yar içemedim Oy
Baba kerpiç evden aldım zulamı Gurbet mi burası yoksa sıla mı Yitirdim dağlarda göçek balamı Erir içim usul usul kan
Ne deyim ki dünya senin halına Gayrı bakılacak yüzün kalmamış Bölüşmüşler servetini malını Bir yara saracak bezin kalmamış Dünya kalmamış
Kalktı göç eyledi Avşar elleri Ağır ağır giden eller bizimdir Arap atlar yakın eder ırağı Yüce dağ başından aşan yollar
Kalk gidelim deli gönül Bizi burda bilen de yok Halımızı arz etmeye Yanımıza gelen de yok Bir su içtim derin
Eller bizi biz elleri görmeden X2 Gel burdan gidelim kalk deli X2 Kimse başımıza çorap örmeden Kimse kafamıza şişe vurmadan
Neyin var da bugün niye yazmıyon Kalem seni parça parça kırarım Hiç mi benim hallerimi sezmiyon Kalem seni parça parça
Kahpe felek sana nettim neyledim Attın gurbet ele parelerimi Akıbetin beni sılamdan etti Kestin mümkünümü çarelerimi Aman aman dağlar duman
Kadir Mevlam senden bir dileğim var Beni muhannete muhtaç eyleme Yedi kat deryaya gark eyle beni Yine muhannete muhtaç eyleme
Kova kova indirdiler yazıya Dut ettiler algın ala tazıya İş başa düşünce bakmaz kuzuya Kaç kuzulu ceylan kaç avcı geldi
İzmir’in kavakları Dökülür yaprakları Ödemiş kavakları Dökülür yaprakları Bize de derler çakırca yar fidan boylum Yıkarız konakları Selvim senden uzun
İpek mendil dane dane Yudular serdiler güne Ana celalı yudular Baş ucunda döne döne Celal oy oy yavrum oy oy
İnsan kısım kısım yer damar damar Kaşların lam elif gözlerin kamer İnce bel üstüne olaydım kemer Yakışır belline sar beni
Yaylalara veda ettik ve de dağlara Yatağı yorganı alıp düştük yollara Gülü çemeni değiştik kör betonlara Köyü düşündükçe anam içim
Aşağıdan bir yel esti Irgaladı ölem dallarımı Ne dedim de ölem niye küstün Kırdın yine ölem kollarımı Irgalıyı ırgalıyı Ben
Ilgıt ılgıt esen seher yelleri Doğru gelir doğru doğru gider mi yar yar Hakkın emri ile de çürüyen canlar Verdiği
Hüseynikten Çıktım şeher yoluna kol ağrısı Tesir etti canıma yaradanım Merhamet et kuluna yazık oldu Yazık şu genç ömrüme Bilmem
Hızır paşa bizi berdar etmeden Açılın kapılar Şah’a gidelim Siyaset günleri gelip yetmeden Açılın kapılar Şah’a gidelim Kalenin kapısı taştan
Hey erenler pazarım var Hal ehline hal satarım Terazim, tartım bulunmaz Doyumuna bal satarım Tezgah üstü söz söylerim Sözümü gülle
Hem okudum hem de yazdım Yalan dünya senden bezdim aman Dağlar otağını gezdim Yiten yavru bulunur mu? El veriyor el