İZMİRİN KAVAKLARI
İzmir’in kavakları Dökülür yaprakları Ödemiş kavakları Dökülür yaprakları Bize de derler çakırca yar fidan boylum Yıkarız konakları Selvim senden uzun […]
İzmir’in kavakları Dökülür yaprakları Ödemiş kavakları Dökülür yaprakları Bize de derler çakırca yar fidan boylum Yıkarız konakları Selvim senden uzun […]
İpek mendil dane dane Yudular serdiler güne Ana celalı yudular Baş ucunda döne döne Celal oy oy yavrum oy oy
İnsan kısım kısım yer damar damar Kaşların lam elif gözlerin kamer İnce bel üstüne olaydım kemer Yakışır belline sar beni
Yaylalara veda ettik ve de dağlara Yatağı yorganı alıp düştük yollara Gülü çemeni değiştik kör betonlara Köyü düşündükçe anam içim
Aşağıdan bir yel esti Irgaladı ölem dallarımı Ne dedim de ölem niye küstün Kırdın yine ölem kollarımı Irgalıyı ırgalıyı Ben
Ilgıt ılgıt esen seher yelleri Doğru gelir doğru doğru gider mi yar yar Hakkın emri ile de çürüyen canlar Verdiği
Hüseynikten Çıktım şeher yoluna kol ağrısı Tesir etti canıma yaradanım Merhamet et kuluna yazık oldu Yazık şu genç ömrüme Bilmem
Hızır paşa bizi berdar etmeden Açılın kapılar Şah’a gidelim Siyaset günleri gelip yetmeden Açılın kapılar Şah’a gidelim Kalenin kapısı taştan
Hey erenler pazarım var Hal ehline hal satarım Terazim, tartım bulunmaz Doyumuna bal satarım Tezgah üstü söz söylerim Sözümü gülle
Hem okudum hem de yazdım Yalan dünya senden bezdim aman Dağlar otağını gezdim Yiten yavru bulunur mu? El veriyor el